Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Kübra Şahin, Ramazan’da beslenme konusunu değerlendirdi.
İftarda hızlı ve aşırı yemek tokluk mekanizmasını bozuyor
Ramazan ayında uzun süreli açlığın ardından iftarda hızlı ve aşırı yemek yemenin sindirim sistemi başta olmak üzere metabolik dengeyi olumsuz etkilediğini kaydeden Öğr. Gör. Kübra Şahin, “Aşırı yemek yemenin kalp ve dolaşım sistemi üzerinde de etkileri bulunmaktadır. Sindirim için mide ve bağırsaklara yönelen kan akışı, kalbin yükünü artırabilmektedir. Özellikle yaşlı bireyler ve kronik hastalığı olanlarda çarpıntı ve halsizlik gibi şikâyetler daha sık ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca hızlı yemek tokluk mekanizmasını bozmaktadır. Beynin ‘doydum’ sinyalini geç algılaması, farkında olmadan fazla enerji alımına neden olmaktadır.” dedi.
Mide hacmi ani şekilde genişliyor ve hazımsızlığa yol açıyor
Gün boyu boş kalan mideye kısa sürede büyük porsiyonlarda besin alınmasının, mide hacminin ani şekilde genişlemesine neden olduğunu da söyleyen Beslenme Uzm. Kübra Şahin, “Bu durum şişkinlik, mide ağrısı, hazımsızlık ve reflü şikayetlerini beraberinde getirmektedir. Hızlı yemek, yeterli çiğnemenin önüne geçtiği için sindirim sürecini daha da zorlaştırmaktadır.” ifadesinde bulundu.
Reaktif hipoglisemi görülebiliyor
Uzun açlık sonrası özellikle karbonhidrat ağırlıklı ve hızlı tüketilen öğünlerin kan şekerinin ani yükselmesine yol açtığını da ifade eden Şahin, “Buna bağlı olarak insülin salınımı artar ve kısa süre sonra halsizlik, baş dönmesi ve uyku haliyle kendini gösteren reaktif hipoglisemi görülebilmektedir. Bu dalgalanmaların uzun vadede insülin direnci ve kilo artışı riskini artırmaktadır.” diye konuştu.
İftara çorbayla başlayın!
Uzun süren açlığın ardından iftara çorba, hurma ya da suyla başlanmasının hem doygunluk hissinin sağlanması hem de sindirim problemlerinin önlenmesi açısından etkili olduğunu belirten Şahin, “İftara su veya çorba ile başlanması, mide hacminin yavaş yavaş genişlemesini sağlayarak şişkinlik, mide ağrısı ve hazımsızlık riskini azaltıyor. Sıvı içeriği yüksek bu besinler, mide asidinin daha dengeli salınmasına katkı sağlıyor. Hurma ise içerdiği doğal şekerler sayesinde kan şekerinin kontrollü bir şekilde yükselmesine yardımcı oluyor. Aynı zamanda lif içeriğiyle bağırsak hareketlerini uyararak sindirimi destekliyor.” şeklinde konuştu.
İftarda hemen tatlı yemeyin!
Hızlı ve arka arkaya tüketilen ağır öğünlerin, mide ve kan şekeri üzerinde olumsuz etkiler oluşturabildiğini anlatan Öğr. Gör. Kübra Şahin, şöyle devam etti:
“Ana yemek sonrası mide besinlerin sindirim açısından yoğun şekilde çalışmaya başlıyor. Bu aşamada hemen tatlı tüketilmesi, mideye ek bir sindirim yükü bindirerek şişkinlik, hazımsızlık ve reflü şikâyetlerini artırabiliyor. Özellikle şerbetli ve yağlı tatlılar mide boşalmasını geciktirerek sindirim sürecini zorlaştırıyor. Ayrıca kan şekerinde ani yükselmelere neden olabiliyor. Bu durum, kısa süre sonra halsizlik ve uyku haliyle kendini gösteren kan şekeri dalgalanmalarına yol açabiliyor. Ana yemekten sonra en az 1–2 saat beklenmesini ve tatlı tercihlerinde sütlü veya meyve bazlı seçeneklere yönelinmesi hem sindirim sistemini rahatlatır hem de kilo kontrolünü sağlar.”
Çorbadan sonra 15-20 dakika ara verin
Gün boyu süren açlığın ardından iftara ağır ve büyük porsiyonlarla başlanmasının, mide hacminin ani şekilde genişlemesine neden olduğunu hatırlatan Öğr. Gör. Kübra Şahin, “Bu durum şişkinlik ve mide rahatsızlıklarını artırıyor. İftara çorba, su veya hurma gibi hafif besinlerle başlanması ve 15-20 dakika kısa bir ara verilmesi sonrası az yağlı / ızgara et yemeği, kurubaklagil, sebze yemeği, salata, ayran, cacık gibi yemeklerle devam edilmesi hem doygunluk hissinin sağlanması hem de sindirim problemlerinin önlenmesi açısından etkili olacaktır.” dedi.
İftarda yavaş yiyin
Yeterince çiğnenmeden tüketilen besinlerin sindirim yükünü artırırken, tokluk hissinin geç algılanmasına yol açtığını kaydeden Şahin, “Bu nedenle yavaş yemek ve porsiyon kontrolü yapılması önemlidir. İftarda aşı